En Son Yayınlananlar:

6 Mayıs 2013 Pazartesi

One Day In Europe

Avrupada Bir Gün
Yapım:2005
Ülke : Almanya İspanya
Yönetmen: Hannes Stöhr
Senaryo: Hannes Stöhr
Görüntü Yönetmeni: Florian Hoffmeister
Oyuncu: Megan Gay, Luidmila Tsvetkova, Ahmet Mumtaz Taylan, Florian Lukas, Erdal Yildiz, Miguel de Lira, Mónica García, Boris Arquier
Tür : Komedi
IMDB Puan : 6.5/10
Süre : 95 dakika
Resmi Site: http://www.onedayineurope.de/


   Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme süreci artık yılan hikayesine dönüşmüş, çok uzun ve sonu görünmeyen bir hikaye gibidir. Küçük bir bölümü Avrupa topraklarında bulunan sevgili ülkemizin, yüzde doksanından fazlasının Asya topraklarında olmasına, Orta Doğu'nun bağrı yanık ortamının en batısında, adeta batıyla doğu arasında sınır oluşturmasına ve atlar üstünde, neredeyse uzak doğuya yakın diyarlardan göç etmiş, şaman atalarımıza rağmen biz Türkler "Avrupalıyız ya da Batılıyız" demeye bayılırız. Atalarımızın büyük çoğunluğu atlara atladığı gibi, (birazda fazla kaçmış kımızın güzelleştirdiği kafalarıyla) oldum olası dizginleri batıya yöneltmiştir. Ejdadımızdan genetik bir aktarım mıdır bilinmez ama Türklerin hedefi hep batı, Türkiye Cumhuriyeti'nin hedefi de hep Avrupa Birliği oldu.
  

 Aslında her yerin bir batısı olduğu düşünüldüğünde, sonu olmayan bu amaca ulaşamayan biz Türkler gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de Avrupa Birliğine girmeyi başaramadı. Peki Avrupa Birliği acaba "çift kutuplu dünya" söyleminin gazını alıp, apar topar genişlerken birlik olmayı başarabildi mi.?


   

Bu sorunun cevabını vermek çok zor. Avrupa öyle bir yer ki, Amerika ya da Avusturalya'da olduğu gibi köklerini bırakıp gelmiş, yeni hayatlar, yeni yaşamlar, yeni ülkeler kurma amacında insan topluluklarından oluşmuyor. Kökleri çok çok derinlerde, ırklar, diller, dinler, farklı iklimlerin farklı insanlarından oluşan, yaşlanmış, kartlaşmış topluluklar bunlar.

Avrupa topraklarında birlik olmak öyle kolay değil. Bırakın toplumları, binaların bile yeni dünya kıtasından yaşlı olduğu yerler buralar. Hal böyle olunca, yer yer keyifli, yer yer sıkıntılı, karmaşık durumlar ortaya çıkıyor.
   

  One Day In Europe filminde, birlik denilen bu şeyin, Avrupa insanı için ne kadar yalan bir söylem olduğunu çok eğlenceli bir şekilde görüyoruz. Hemen hemen her anında gülümseyen bu film de, dil problemi nedeniyle birbirleriyle iletişim kuramayan insanların, kültürel farklılıklar da devreye girdiğinde, düştükleri durumlar anlatılıyor.Üstüne bir de Galatasaray - Deportivo La Coruña kupa maçına kitlenen "zevzeğe bağlamış" Avrupalıları, Avrupalı olmayı başaran nadide Türkler olan Almancılarımızla karıştırdık mı, kaçınılmaz bir "vur patlasın - çal oynasın" durumu ortaya çıkıyor.
   
   Trajikomiktir; dinlerin, ekonomik ya da siyasi birliklerin yapamadıklarını (biraz salaklaştırarakta olsa) futbol yapıyor ve bütün Avrupa'yı aynı konuda birleştiriyor.

 Tüm dünya durmuşcasına Galatasaray - Deportivo La Coruña maçı etrafında toplanmış milyonlarca insanın içinden, maçla ilgisi olmayan dört hikaye seçilmiş ve o aynı gün, dört ayrı şehirde çekilmiş.


   
   Moskova, İstanbul, Santiago de Compostela/İspanya ve Berlin hikayelerimiz için seçilen, yaşlı şehirler. Her hikayede diğerleriyle ortak olan paydalar var. Polis, hırsızlık ve maçın kitlediği hayat gibi. Aslında çok da komik olmayan hikayeleri izlerken, iletişimsizliğin ve kültürel farklılığın yarattığı tuhaflıklara kahkahalarla güldüm.

 Moskova hikayesi hakikaten filme ısınmamı sağlarken, İstanbul'a geldiğimde artık gülüyordum. Mekan seçimleri açısından başarılı bulduğum İstanbul bölümünde, Ahmet Mumtaz Taylan'ın oyunculuğu oldukca göz doldurucuydu. Santiago de Compostela hikayesinde yine eğlendiğimi söyleyebilirim, yukarılara çıktıkça havanın soğumasından mıdır bilinmez, Berlin dörtlemenin en vasat hikayesi için seçilmiş şehirdi.

Filme total olarak baktığımda ise puanım 6.5/10 oluyor ki, bu imdb ile aynı puan görüşünde olduğum mucize anlardan biri.

   Futbol deliliğinin hat safhada yaşandığı bu "birlik olamamış birliktelik" oldukca eğlenceli resmedilmiş. Bu topluluğun doğulu temsilcisi Türkler ise bana kalırsa artık Avrupa'nın olmazsa olmazlarındanlar. Almanlar zaten onlarla bütünleşmiş. Avrupa'nın her yerinde yaşayabilen, uyum sağlamak gibi bir problemi olmadığı halde, bir şekilde hayatta kalabilen Türk insanı, Avrupa'da Avrupa Birliği'nden daha kalıcı olur gibi. Ne dersiniz..?

Yazı: OvErUyUz



FRAGMAN


Alıntı ve Kaynaklar: wikipedia teşekkür ederiz
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...