En Son Yayınlananlar:

24 Ekim 2014 Cuma

Nymphomaniac / İtiraf Vol.1&2



Nymphomaniac / İtiraf 
Vol 1 & Vol 2
Yönetmen : Lars von Trier
Senaryo : Lars von Trier
Yapım yılı : 2013
Tür: Dram, Psikolojik
Ülke : Danimarka
IMDb : 7.1
Oyuncular : Charlotte Gainsbourg,
Stellan Starsgard, Stacy Martin, Shia LaBeouf, Christian Slater, Uma Thurman

+18
Yazı rahatsız edici içerik ve görsel içerebilir.



Mutlu sonları, neşeli sofraları, çınlayan kahkahaları pek sevmeyen; bizlere hayatın ve insanın karanlık, irin dolu, karmaşık, gölgede kalan yanlarını anlatmayı tercih eden Lars von Trier; Melancholia ve Antichrist'tan sonra '' depresyon üçlemesi'' nin son ayağı olan Nympomaniac' ı iki film halinde sinema tarihine ekledi. Dünyada pek çok tartışmaya neden olan bu filmden bahsetmek istiyorum biraz...

Lars von Trier, çizgisini bozmayarak; yine izleyiciyi rahatsız eden, kendi iç dünyasının kuyularından aşağı bakmaya zorlayan, kendi aylarının karanlık yüzlerinde ne olduğunu merak ettiren ve bolca düşündüren bir eser yaratmış.



''Nymphomaniac'' uzunluğundan dolayı vol 1 ve vol 2 şeklinde iki film olarak sunuldu. Ben iki filmin üst üste izlenmesini tavsiye ederim zaten bütün zorlayıcılığına rağmen akıyor gidiyor.

''Nemfomani '' psikolojik bir rahatsızlık; hiperseksüalite bozukluğu gösteren kadınlar için kullanılıyor. ''Nemfoman'' ise bu rahatsızlıktan muzdarip bireyin sıfatı...



Hikayemizin ana kahramanı Joe bir nemfoman.
Açılış sahnesinde onu yerde ölesiye dayak yemiş perişan yatarken görüyoruz; Rammstein' in '' Führe mich/ bana yol göster '' i eşliğinde. Diğer ana karakterimiz, ellilerinde bir erkek olan Seligman. Joe'yu yaralı halde buluyor ve iyileşmesi için evine götürüyor.

Epizodlar halinde anlatılan hikaye; nemfoman Joe' nun bütün hayatını o gece aseksüel bir entelektüel olan Seligman' a metaforlar üzerinden başlayarak anlatması üzerinden kurgulanmış.

Yüzlerce erkekle kendi rızasıyla yatmış bir kadın, bakir bir entelektüel karşısında günah çıkarıyor gibi biraz.
Joe kendisini dişil gücüyle erkekleri manipule etmiş bir ''kötü'' olarak tanımlıyor ve Seligman' da mutlak kötü ya da mutlak iyi olamayacağını savunuyor.

Bundan sonra Joe' nun çocukluğundan başlayarak cinselliğini keşfedişine, bekaretini kaybedişine, aile ilişkilerine, arkadaşlarına, birbiri ardına mekanik ve duygusuz sevişmeler yaşadığı erkeklere, bu erkeklerin her birini ''ilk orgazmımı seninle yaşadım'' diye kandırışına ve bu durumla pek eğlenişine tanıklık ediyoruz.

Zaman zaman çok zorlayıcı olabilen bir yolculuk bu. Joe her ne kadar kendisini sadece hazzın peşinde bir insan olarak tanımlasa, hiçbir duygusal açlığının olmadığını savunsa da düşünüyoruz: gerçekten öyle mi?

Annesinin ilgisizliğinin, babasıyla sohbetlerinde hep dinleyici konumunda olmasının etkisi var mı? Çok daha sonradan büyük aşk yaşayacağı Jerome ile yaşadığı ilk cinsel birlikteliğinin duygusuzluğuna, deneyimin sakilliğine bir tepki olabilir mi bu durumu?



Film boyunca kendi içimizde toplumun iki yüzlülüğünü; erkek ve kadına farklı tutumunu, doğumu, ölümü, aile kurumunu, seksi, seksin her birey için apayrı anlamlara gelebildiğini, sığındığımız güvenli korunakların gerçekten güvenli olup olmadığını sorgulayıp duruyoruz.

İnsanın en temel içgüdülerinden olan cinselliğin sınırları ekranda zorlanırken bizler de kendi içsel sınırlarımızı zorluyoruz; empati yetimiz nereye kadar? Sado-mazo ilişkileri anlayabilir miyiz? Eşine yetemediği için başka erkeklere gitmesini öneren bir erkeğin acısını, çaresizliğini içselleştirebilir miyiz? Sevdiği adamın yüzünde gördüğü acıya rağmen gidebilen, başkalarıyla seks yapabilen bir kadın içimizi ne kadar burabilir? Bir pedofile bile acıyabilir miyiz? Gözlerimizi yummadan ne kadar bakabiliriz sertin de serti sahnelere?



Film için ''porno '' eleştirileri yapılmasına rağmen, bence alakasız bir tespit bu. Bol bol seks sahnesi gördüğümüz doğru ancak bu sahnelerin ''uyarıcı'' olmaktan fersah fersah uzakta kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Herkes izlediği bir filmden, okuduğu bir kitaptan kendine göre bir mesaj çıkarır. Eserin vurucu bir cümlesi ya da sahnesi aklına kazınır.

Benim için Lars von Trier' in zaman zaman ucuz popülizme kaçabilen entelektüel metaforları, fazlaca ağır ve üzücü olabilen seks sahneleri, ucundan azıcık feminizm sosu, Jerome' un acısı ya da Uma Thurman' ın muazzam oynadığı eğlenceli sahnesi o ''vurucu mesaj'' olmadı. Çocukluk arkadaşı B.'nin Joe' nun kulağına fısıldadığı bir cümle yüreğimde yankı buldu.

Mutlaka izlenmesini tavsiye ettiğim filmden hatıramda kalan cümle:
''sevişmenin tadı tuzu aşkta ''...

Yazı:
Aurea Lux


Fragman:

Nymphomaniac Vol.1 / İtiraf  Bölüm 1
(Türkçe Altyazılı Tek Parça Full izle)


Nymphomaniac Vol.2 / İtiraf  Bölüm 2
(Türkçe Altyazılı Tek Parça Full izle)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...