En Son Yayınlananlar:

Komedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Komedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2013 Pazar

Annie Hall

Annie Hall
Yıl: 1977
Yapım: ABD 
Yönetmen: Woody Allen
Sinematografi: Gordon Willis
Senaryo: Marshall Brickman, Woody Allen
Tür: Dramatik Komedi, Romantik Komedi, Dram
Oyuncular:
Woody Allen, Diane Keaton, Christopher Walken, Marshall McLuhan, Sigourney Weaver
  IMDb: 8.2/10



"Adamın biri psikiyatriste gider ve 'Doktor erkek kardeşim delirdi, kendisini tavuk zannediyor' der. Doktor 'iyi ama onu neden tedavi ettirmiyorsun?' diye sorar. Adam şöle der 'Ettirirdim ama yumurtalarına ihtiyacım var.!'" 

Sizlere çekildiği dönemin teknik özellikleri, senaryosu ve kurgusal başarısı ile başyapıtlarından biri olan, Woody Allen klasiği ve döneme ait kült bir film olan Annie Hall'u tanıtmaya çalışacağım.

Woody Allen açısından baktığımızda kendi hayatını kullanarak yaptığı filmlerin en otobiyografik olanı. Annie Hall onun bir New Yorker olarak yaşadığı aşkını ve kadınlarla olan problemlerini, entellektüel sıkışmalarını, Hollywood ve yarattığı endüstriye olan nefretini dışa vurduğu bir başyapıt.




Film ilk çekilip kurgulandıktan sonra Allen ve dostları tarafından korkunç bulunur. Akabinde kurgu odasına giren Allen, filmi tekrar keser biçer, hatta ek sahneler çeker ve daha çok Hollywood sosyal taşlaması içerdiği söylenen filmi Alvy Singer (Woody Allen) ve Annie Hall (Diane Keaton) aşkı konulu bir filme çevirir.

Bu kurgusal değişimden sonra şekil alan Annie Hall, aşk filmi deyip geçilemeyecek Woody Allen'sal ayrıntılarla bezeli bir dramatik komedi eserine dönüşür. Öyle ki, aşka yaklaşımın bu denli entellektüel bakış açılarıyla kurcalanması, bana Allen gibi çirkin bir adamın seks için tek çare olarak, bu farklı bakış açıları ile topladığı ilgiyi kullanmak olduğu gerçeğini düşündürdü. Benim saptamam bir yana, filmde kendisi de buna benzer özeleştiriler yaparken, nevrotik yapısıyla dalga geçmeyide ihmal etmemiştir.


Annie Hall'ü kült bir film yapan, 1992 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından "kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli" filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi'nde muhafaza edilmesine karar verilmesini sağlayan, Woody Allen'ın kendisine olduğu gibi Amerikan Sosyal-Entellektüel hayatına da ince ayrıntılarla bezeli eleştiriler yollama becerisidir.

Teknik açıdan döneminin çok ilerisinde olan filmde, Allen'ın ara sıra kameraya konuşarak seyirciyle dertleşmesi, hatta sinema sırası bekledikleri bir sahnede, arkasında Fellini hakkında atıp tutan  figürasyon karakterlere seyircinin önünde ders vermesi ya da aniden yoldan geçen figürasyonu çevirerek sorular sorması dönemsel olarak oldukça sıradışı sinema deneyimleridir. 

Filmde kullanılan Flashback teknikleri, Alvy'nin çocukluğundan ve anılarından kesitler verirken birde yukarıda anlattığım Fellini sahnesinde olduğu gibi "varolan an içinde flashback"ler şeklinde veriliyor ki taktire şayandır. Bir başka sahnede Alvy ve Annie birbirlerine kur yaptıkları sırada, konuşmalarının dışında akıllarından geçen düşüncelerin alt yazı olarak geçilmesi ve konuşulanlar ile düşünülenler arasındaki tezatın bu espirili yolla anlatılması halen anımsadığımda beni gülümsetiyor.


Woody Allen'ın birçok filminde kendisini anlattığı nevrotik erkek karakterin, ilişkileri kırıp atan komik ve kadınsı yapısı, aslına bakarsanız bu filmle birlikte, romantik komedi türüne farklı bir bakış açısı getirmiştir. Adeta seyirci çok sevdiği mutlu sondanda, çok ağladığı mutsuz sondanda kendiliğinden vazgeçer. İzlediği apayrı bir bakış açısıdır zaten; Avrupalı nevrotik bir entellektüel gibi düşünen, New Yorker Woody Allen bakış açısı.

Bu bağlamda 70'li yıllardan günümüz sinemasına kadar, en tanınmış olanları "When Harry Met Sally" ve "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" olmak üzere birçok ilişki temalı filmin ilham kaynağı ve çıkış noktası olduğu söylenen film, her Allen filminde olduğu gibi ancak ve ancak sinemasever kişilerin görebileceği ayrıntılarla dolu bir başyapıttır.


Filmde Alvy Singer isminde ünlü bir New York komedyeni ile pek kendine güveni olmayan şarkıcı olma hevesindeki genç kadın Annie Hall'un aşk hikayesi konu alınırken Woody Allen’ın kadın-erkek ilişkilerine olan karamsar önyargısı her sahnede karşınıza çıkacaktır. Artık Allen filmlerinin klasik duruşu gibi olan bu karamsar bakış açısı ve dramatik mizah anlayışı şayet size hitap ediyorsa bu film kaçırılmaması gereken bir aşk dramasıdır.

"İlişkilerin sonunda yumurta ihtiyacından öteye gidemeyeceği" gibi karamsar bir gözle bakmıyorsanız hayata, kendinize başka bir film seçmelisiniz derim...!!

Yazı: OvErUyUz

FRAGMAN



Annie Hall 
(Türkçe Dublaj Tek Parça Full Hd izle)

6 Temmuz 2013 Cumartesi

Frankenweenie

Yönetmen: Tim Burton
Senaryo: John August, Tim Burton
Yapım: ABD
Yıl: 2012
 Tür: Animasyon , Komedi , Korku , Dram
Seslendirme: 
Charlie Tahan, Winona Ryder, Martin Landau, Martin Short
IMDb: 7.0/10



"Bir Tim Burton filmi inceleyeceğiz" dediğim zaman yazının içinde en çok kullanılacak kelimeleri kolayca tahmin edersiniz; Karanlık, Gotik, Tuhaf, Garip, Etkileyici, Çarpıcı, Sanatsal... 

Frankenweenie filmini tanıtmaya favori kelimelerimizin üçüncüsü olan "Tuhaf" ile başlıyoruz. Bu güne kadar izlediğiniz en Tuhaf Frankenstein temalı filmi izleyeceğiniz konusunda sizlere garanti veriyorum.

Tim Burton Filmin Karakter Modelleriyle (2011)

Aslına bakarsanız Tim Burton dendiğinde aklımıza gelmesi gereken bir kelime de "Stop-motion"dır. Model animasyon tekniğinin dünyadaki en önde gelen ismi olan Burton, bana kalırsa bu tekniğe modern sinema için hayat veren isimdirde. Burton'ın karanlık sanatsal bakış açısı ile stop-motion tekniği birleştiğinde adeta gotik bir masal ortamı ekranı sarar.


Tim Burton karakterlerinin insani yönlerini asla kaybetmeyen fakat aslında hiç de gerçekci gözükmeyen abartılı yapısı ve atmosferin normal dışılığına rağmen seyircinin adaptasyonu, anlatım dilinin masalsılığındandır.

Frankenweenie filminde ise Burton'ın çokca kullandığı gotik-masalsı dil pek kulanılmamış olsa da karanlık bakış açısı ve garip sinemasal yaklaşımıyla sonuç her zaman ki gibi tuhaf ve başarılı olmuş.


Burton 1984 yılında çektiği ve Barret Oliver, Daniel Stern ve Shelley Duvall gibi isimlerin rol aldığı aynı isimli kısa filmi, 2012 yılında stop motion animasyon tekniğiyle tekrar karşımıza çıkarıyor.


Filmde çok sevdiği köpeğini ani bir olay sonucu kaybeden bir çocuğun onu tekrar hayata döndürme hikayesi ve bu çabası sırasında yaşadığı küçük kasabada olan bazı olaylar anlatılıyor. Victor isimli başkahramanımız bu pek de realistik olmayan isteğini gerçekleştirip hayata dönen köpeğini diğer insanlardan saklamaya çabalarken, aslında bütün kasabayı karıştıracak bir iş başardığının henüz farkında değildir...


Fikir babası, yönetmeni ve yapımcısı Tim Burton olan projenin senaryosu ise John August'a ait. Siyah-beyaz ve 3 boyutlu olarak çekilen filmin orijinal seslendirme kadrosunda Winona Ryder, Martin Short, Catherine O’Hara, Martin Landau, Charlie Tahan gibi isimler yer alıyor.

Animasyon türünde yaptığım nadir tavsiyelerden biri olan film, Tim Burton'ın kanaat notunu da göz önünde bulundurursak, IMDb'den 7.0/10 gibi yüksek bir puan almış, izlenmeye değer bir stop motion yapım..

Yazı: OvErUyUz

FRAGMAN



Frankenweenie 
(Türkçe Dublaj Tek Parça Full izle)

4 Temmuz 2013 Perşembe

Brüno

Brüno
Yönetmen: Larry Charles
Yıl: 2009
Ülke: ABD
Tür: Komedi, Absürd Mizah, Sosyal Taşlama
Senaryo: 
 Sacha Baron Cohen, Anthony Hines, Peter Baynham, Dan Mazer, Jeff Schaffer
Oyuncular: Sacha Baron Cohen
IMDb: 5,9/10


Uzun zamandır bahsettiğimiz Seri Katiller ve Sinemadaki Yansımaları[bknz] araştırması ve devamında gelen onlarca korku gerilim ve suç türünde film tanıtımı hakikaten benim bile içimi kararttı. Bundan dolayı doya doya gülüp eğlenebileceğimiz bir film tanıtmak istedim. 

Tabii ki ilk aklıma gelen isim Sacha Baron Cohen oldu. Daha önce yayınladığımız "Borat" kadar komik ve sert bir mizah içeren bu filmi Türkçe altyazılı olarak seçtim. Açıkcası Borat'ın kötü türkçe dublajından sonra bu filmide Türkçe dublaj ile katletmek istemedim.


Borat yazısında[bknz] bahsettiğimiz teknik özellikler bu filmde de kullanılmış ve Cohen yine çok başarılı bir iş çıkartmış. Sosyal sataşmalarıyla biraz Zoolander filmini andırsa da 5.9'luk imdb puanını yetersiz bulduğumu sölemek isterim.

Okuduğumda eksiksiz bulduğum güzel yorummundan dolayı filmin eleştirisini filmdoktoru.com sitesinden aldım. Kendilerine çok teşekkür ederek geçelim Brüno hakkındaki güzel yorumlarına:


Sacha Baron Cohen, Borat'tan sonra başka bir orjinal karakterle seyirci karşısına çıkıyor. Aynı strateji (yarı belgesel yarı film) ile çekilen "Brüno" en az "Borat: Cultural Learnings of America for Make Benefit Glorious Nation of Kazakhstan" kadar cesur bir film. Farkı ise Cohen'in popüler kültür ve sosyopolitik dinamikleri bu sefer daha kaba bir mizahla eleştirmesi.
Brüno ünlü olmaya çalışan Avusturyalı eşcinsel bir modacı. Ünlü olmak için yola koyulan Brüno başta İtalya, Amerika, İsrail, Kudüs olmak üzere bir çok ülkeye gidiyor ve aynen Borat gibi rastgele insanlarla yaptığı röpartajlarla ünlü olmanın yollarını arıyor.


Cohen'in yine ustalıkla canlandırdığı karakteri ile "Brüno" yine belli başlı konuları ele alırken çok kaba bir şekilde eleştirmekten kaçınmıyor. Yaptıklarıyla insanlardan beklenmedik tepkiler alan Brüno özellikle bazı sahnelerle seyirciyi yine şok ediyor. Moda dünyasını eleştirerek başlayan yapım para kazanmak için bebeklerini şartlar ne olursa olsun reklamlarda kullanmayı kabul eden ebeveynler ile devam ediyor. Bunun yanında film aynen Borat gibi eşcinselliği hastalık olan gören toplumu kendini iyileştirici olarak tasvir eden bir din adamı ile yaptığı röpartajla eleştiriyor. Bunun yanında Brüno'nun Orta Doğu'da bir terrör örgütünün başı ile yaptığı röpartaj ise gerçekten inanılmaz.


Özetlemek gerekirse popüler kültürü kendi mizahı ile başarılı bir şekilde eleştiren "Brüno", Cohen'in yeteneğini ve yaratıcılığını bir kez daha gösterir nitelikte. "Borat"tan daha kaba bir mizahı olan bu yapımı özellikle Cohen hayranlarının kaçırmamasını öneriyoruz.

Film yorumu: filmdoktoru.com
Düzenleme: OvErUyUz

FRAGMAN



Brüno
(Türkçe Alıtyazılı Tek Parça Full izle)

30 Mayıs 2013 Perşembe

Tutunamayanlar



(Voksne Mennesker - Dark Horse)
Yönetmen: Dagur Kari
Senaryo: Dagur Kári, Rune Schjøtt
Yapım: 2005

Ülke: Danimarka - İzlanda
Tür: Komedi, Dram
IMDb:  7.1/10
Oyuncular:
Jacob Cedergen (Daniel), Nicolas Bro (Büyükbaba), Tilly Scott Pedersen (Franc), Morten Suurballe (Yargıç)


Dagur Kari filmi için "Kendi çevremizden tanıdığımız belirli bir tür genç insanın hayatını anlatmak istedim. Hiçbir zaman sorumluluk almayan, topluma ve hiçbir standarda uymayan bir grup insan." diyor.

Bu filmde gerçekten de hayata apayrı açılardan yaklaşan, normalin dışında çizgileri olan bir grup genç ve uykusuzluk problemleri çeken normal görünüşlü bir yargıcı seyredeceğiz.

 

Yaşadığı ülkenin başbakanının ismini dahi bilmeyen ana karakter (Daniel), kendisi gibi toplum dışı bir karakter olan (Franc) ile tanışır. (Neyse ki 4. Murat torunu, Cihan Padişahı, Yüce Başbakanımız sıksık üniversiteleri kuşatıp kendisini hatırlatıyor da, bizde böyle başbakanının ismini bilmeyen gençler yok.)

Her neyse sağa sola çemkirtmeden filme dönersek, toplumdışı grafiti sanatçısı karakterimiz Daniel'in yasal kazancı 4 yıl boyunca 7 doları geçmeyince hükümet ve vergiciler bu durumdan kıllanarak kendisini dava ederler. 

 

Ancak Daniel'in tek problemi bu değildir. Yegane sahip olduğu şey, küçük Fiat 500 arabası ve kirasını karşılayamadığı karavanındaki birkaç eski kasetten ibarettir. Maddi problemler, ailevi ilgisizlik ve ilişkisinin doğuracağı sürpriz gelişmeler, Daniel'i iyiden iyiye ezmeye başlar. 

Tam bu sırada yolu, yargılandığı bir davada "uykusuz yargıç" ile kesişir. Yargıç, duvarları kirletmekten dolayı yargıladığı sorumsuz genci cezaya çarptırır. Ancak bir süre sonra kendisi de, ailesi, işi ve bütün diğer sorumluluklarını bırakarak kayıplara karışır.



Yönetmen "Film tam olarak içinde bulunduğu topluma ayak uyduramayan insanların hikayesini anlatıyor. Filmin kahramanları ya kendi alternatif gerçekliklerini yaratıyorlar ya da varolan gerçekliğe kendilerini uydurmak için didinip duruyorlar." diyor

Bu filmde senaryo dışında asıl önemli olan, yönetmenin tarzı. Çok farklı bir anlatım ve mizah yapısına sahip olan Dagur Kari'ye, çok daha kötü bir drama senaryosu verseydiniz, bu tarz ve mizahi yaklaşımla yine ilgi çekici, gülümseten bir iş cıkarabilirdi. 


Daha ilk filmi  "Noi Albinoi" (Buzdan Hayaller) filminde kendini apaçık belli eden yönetmen, farklı tarzı ve bakış açısıyla çok işler başaracağa benziyor.

Bu arada her fırsatta film isimlerini alakasız ve gerzekçe çevirmeyi başaran İthalatcı firmalar bu filme adeta bir kıyak yapmışlar. Gerçek adı "Voksne Mennesker", İngilizcesi "Dark Horse" olan filme adeta doğru ismi bulmuşlar.


İçinde bulunduğu topluma bir türlü ayak uyduramamış bir "Tutunamayan" olarak bendeniz, konunun bana olan yakınlığını da gözönünde bulundurarak, torpilli bir 7.5 / 10 veriyorum. Yönetmeninin özgün mizah duruşuna hayran kaldığım bu filmi, halen izlememiş olanlara tavsiye ediyorum.

Yazı: OvErUyUz
Edit: aslimaniac


FRAGMAN


 Tutunamayanlar - Voksne Mennesker - Dark Horse
(Türkçe Altyazılı izle)
 Part 1
 Part 2
 

24 Mayıs 2013 Cuma

Borat


Yapım:2006
Ülke: ABD,Kazakistan 
Tür:Komedi,Politik
84 Dak.
Yönetmen:Larry Charles
 
Sacha Baron Cohen ,  Pamela Anderson ,  Ken Davitian ,  Luenell ,  Jean-pierre Parent

Sacha Baron Cohen ,  Todd Phillips ,  Peter Baynham ,  Anthony Hines ,  Dan Mazer
Sacha Baron Cohen ,  Everyman Pictures
 Imdb:7.3  

  Haftanın bu son iş gününde haftasonuna gülerek girmeye sanırım kimse 'hayır' demez. Tüm yorgunluğu,stresi ve gerilimi bir kenara bırakıp, bu filmle güzel bir giriş yapın h.sonu tatiline. Kahkaha garantili filmimizin adı; Borat..

  İzleyenlerin birkez daha izlemekten sıkılmayacakları, izlemeyenler içinse farklı bir komedi  deneyimi yaşayacakları bir film Borat. Farklı diyorum çünkü espri anlayışı herkese uymayabilir.Zira kaba diyalog ve esprilerin bolca yer aldığı bir film. Overuyuz kendi 'en iyi 20 komedi filmi'ni hazırladığı listede birinciliği bu filme vermiş.Ve sanırım böyle bir liste hazırlamış olsaydım benim birincimde değişmezdi. Birkaç kez izlememe rağmen,her defasında beni yerlere yatırmayı başarmıştır.Borat'tan sonra 'Bruno','Ali G' ve 'Diktatör'de mutlaka izlenmesi gerekenler arasında. Tabii bu tarzı sevenler ve sevecek olanlar için önerim.

Borat ,Sascha Cohen'in 'Ali G' şovundaki alternatif karakterdir aslında.Filmde de Kazakistanlı bir gazeteciyi canlandırmaktadır.Kahramanımız belgesel çekimi için  Amerika'ya doğru yola çıkar.Amerikalılarda bu enteresan kişiliğe büyük ilgi gösterir. Borat'ta bu ilginin hakkını fazlasıyla öder.Başından bir sürü absürd olaylar geçer.

Film sadece absürd komedi değildir. Sacha Baron Cohen'in hemen her filminde kulandığı, habersiz figürasyon ve doğaçlama set teknikleri bu filmde de görülmekte. Cohen bu teknikleriyle başarılı olduğu gibi aynı zamanda sonu karakolda biten bir çok skandal olayada imza atmıştır.


Bu tekniğe biraz daha yakından bakarsak, içinden efsanevi komedyen Andy Kaufman (d.1949 - ö.1984) çıkacaktır. Kaufman aslında olaylardan haberi olmayan kalabalıkları, yaptığı küçük düşürücü davranışlarla şok ederek izleyiciyi kendisine değil, artık figürasyon sayılan birincil izleyiciye güldürürdü.. O, komediye apayrı bir bakış açısıyla yaklaşır, espri yapmaktansa insanları şaşırtarak güldürmeyi tercih ederdi.

 Andy Kaufman'ın hayatını konu alan Man on the Moon filmini burda anmadan yapamayacağım. Güzel bir biyografik film olan Man on the Moon'da Jim Carrey, Andy Kaufman'ın tüm tekniklerini ince ayrıntılarıyla sergiliyor.


İşte Sacha Baron Cohen'in tekniklerine baktığımızda, seyirciyi "şok etme", olaydan haberi olmayan insanları set içinde kulanma ve espiri yerine, rahatsız edici derecede küçük düşürücü yaklaşımlar kulanma (ki seyirciyi şoke edende genelde bu utanma duygusu) gibi benzerlikler görüyoruz. Ben açıkcası yönetmenin bariz bir şekilde Andy Kaufman'dan etkilendiğini, bunun sonucunda kendi tarzını uyarladığını ve kesinlikle başarılı olduğunu düşünüyorum.

  Bol bol Amerikalılar ve kültürleri ile dalga geçilen filmde,beni en çok rahatsız eden şey Borat'ın memleketi olarak gerçek bir yerin seçilmesi. Kazakistan yerine hayali  bir yer belirtilseydi daha iyi olurdu kanımca. Filmdeki Borat aslında giyim tarzı, İngilizce aksan ve sosyal davranış şekillerine bakıldığında en yakın ihtimalle Yugoslavya ya da Bulgaristan kökenli, (Balkan) Çingenesidir. Bana kalırsa Sacha Baron Cohen buradada tercihini rahatsız etmekten yana kulLanmış ve izleyen herkese "Kazakistanlılar bunu izleyince ne diyecekler acaba" dedirtmeyi tercih etmiştir. Birçok yerde okuduğum kadarıyla Kazakistanlılar bu filme oldukça tepkili. Kendi ülkelerinin isminin kullanılmasından ve farklı bir şekilde sunulmasından rahatsızlar. Bu rahatsızlıklarında da haklılar.

 Bu kusuru es geçmeye çalışırsak, bolca eğleneceğiniz 1,5 saatlik bir zaman dilimi sizi bekliyor.Şimdiden herkese iyi haftasonları..                                                                                    
Yazı: olimposgod
Edit : OvErUyUz


FRAGMAN


Andy Kaufman on Letterman (1980)

Andy Kaufman on Dating Game




BORAT
(Türkçe Dublaj Tek Parça Full İzle)

13 Mayıs 2013 Pazartesi

The Joneses


Örnek Aile, The Joneses
Filmin Yönetmeni: Derrick Borte
Filmin Türü: Komedi, Dram
IMDB Puanı: 6.5
Yapım Yılı: 2009
Ülke: ABD
Yayınlanan Tarih: 25 Haziran 2010
Senaryo yazarı: Randy T. Dinzler, Derrick Borte,
Başrol Oyuncuları: Amber Heard, Demi Moore, David Duchovny, Gary Cole, Ben Hollingsworth, Glenne Headly, Catherine Dyer, Lauren Hutton, Chris Williams, Ashley LeConte Campbell, Robert Pralgo, Justin Price, Christine Evangelista


   Filmin "Örnek Aile" şeklinde Türkçeleştirilmiş ismi ve afişine bakıpta, mutlu bir Amerikan ailesindeki ufak tefek duygusal çalkantıların yarattığı sevimli problemlerle alakalı bir komedi izleyeceğinizi sanmayın.

   Aslına bakarsanız, senaryo çok daha ciddiye alınması gereken "tüketici toplumu",onu pohpohlayan reklamcılık sektörü ve zamanımız dünyasının yasal yollarla tefecilik yapan bankacılarını kısmen espirili bir dille taşlıyor.


   Filmin hemen başında söz konusu aile banliyödeki zengin bir semte taşınıyor. Buradaki hayatlarına başlar başlamaz kullandıkları eşyalardan tutunda, giyimleri, arabaları ve herşeyleriyle ilgi odağı oluyorlar. İnsanlar onlara ve mutlu hayatlarına imrenerek bakıyorlar. Ailenin ebeveynleri muhteşem aşkları, hayli iyi giden seks hayatlarıyla mahallenin orta yaş üzeri insanları arasında bir efsane olurken, iki genç çocuklarıysa, kendi yaş gruplarındakileri sahip oldukları son model oyun konsolları,cep telefonları ve giyimleriyle çileden çıkarıyorlar.


   Senaryoya ilginçlik katansa, bütün bunların yeni jenarasyon bir reklam stratejisi olması. Filmin ilerleyen dakikalarından çok bahsetmeyeceğim ancak ailenin 4 karakteri arasındaki ilişkiler, onlardan etkilenerek, bütçelerini aşırı aşan ortahalli mahallelinin bankalarla yaşamaya başladığı sorunlar, aslında bize içinde yaşadığımız tüketim toplumunun gerçeklerini çarpıcı şekilde gösteriyor.

   Düşünün bir; kaçımızın 5 çift ayakkabısı varken, çok beğendiğimiz için bir çift daha satın aldık. Mütevazi ama problemsiz çalışan bir arabamız varken, bizi neredeyse mutsuz eden o son çıkmış modelle değiştirmek için dünya kadar borcun altına girdik. Kaçımız fonksiyonlarını bile kullanamadığımız, sözümona telefon olması gereken, ancak diğer herşeyi yapabilen cep telefonlarımızı her 6 ayda bir değiştiriyoruz.


   Tüketim toplumu hepimizi kullanıyor ve mutsuzlaştırıyor. Gözümüze soka soka, sahip olduklarımızdan daha iyi ve yenileri dağıtılıyor. Her an etrafımıza baktığımızda, daha iyisini, daha güzelini görüyoruz. Elimizdekilerse anlamlarını yitiriyor. Geriye, son çıkanını almak, daha iyisine sahip olmak için, günde 12-13 saat, hatta daha fazla çalışıp didinen, ailesiyle bile doğru düzgün görüşemeyen, yarı robot androitler kalıyor.

   Teknik olarak filme söyleyebileceğim pek birşey yok. Her konu da mütevazi ölçülerde bir film. Puanın 6.2 / 10 oluyor..

   Hayatımız bu mudur dedirten konusu sayesinde tavsiye ettiğim bu filmi izlemekten pişman olmayacaksınız...

FRAGMAN



Örnek Aile, The Joneses
(Türkçe Dublaj Tek Parça Full İzle)

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Anneler Gününüz Kutlu Olsun...!! "Annem Hakkında Her Şey"

All About My Mother
Yönetmen: Pedro Almodóvar
Oyuncular: Cecilia Roth, Marisa Paredes, Candela Pena, Penolope Cruz
Yapım: İspanya , Fransa.  Yapım yılı: 1998
Tür: Drama, Komedi
  IMDb: 7.8 / 10
Tür: Dram
Süre:105 dk 


Oyunculuk mesleğini seçen tüm kadınlar,
  Rol yapan tüm kadınlar,
  Rol yapan ve kadın olan erkeklere,
  Anne olmak isteyen tüm kadınlara,
  Görünüşteki düzene...
    diye  bitiriyor Almadovar filmini..

   1,5 Saatten biraz fazla Almadovar'ın beyninin muhteşem kıvrımlarında bir yolculuk bu.. Hiç bitmemesini istediğimiz bir yolculuk.. 'Kadın' kokan, farklılık kokan, özlem kokan, dayanışma kokan bir film..

   Seneler sonra tekrardan izlemenin hazzını yaşıyorum. Sinemanın büyüsüne birkez daha aşık oluyorum..

   Güçlü kadınların, kız-kardeşliğin filmi 'All About My Mother'. Hüzünlü mü? Evet, çokça hemde. Ama yenilmemenin hikayesi de ayrıca. Dik durmanın, göğüslemenin hikayesi. Birçok insana göre 'çapraşık' aşkların hikayesi..

   İçinde kocaman bir 'kaybediş' var. Ama Almadovar eşsiz sinema diliyle, o hüzünde boğulmamıza izin vermiyor. Her karakter başlı başına bir hikaye. Herşey o kadar ince düşünülüp, tasarlanmış ki tek bir kusur bile barındırmıyor.


   Almadovar gibi bir dehanın varlığı için şükrediyorum resmen. Her filmini apayrı seviyorum. Her zaman seçtiği konularla ve konuları işleyiş tarzıyla beni ters köşeye yatırıyor.

   Almadovar'la ilgili yüzlerce şey söyleyip, yazabilirim.Ama bu asla yeterli olmaz. O yüzden, filmlerini izlemeyen varsa,hemen izlemeye başlamalı. Çünkü çok şey kaçırmıştır hayattan..

   All About My Mother'a gelirsek;
   Filmimiz oğlunu tek başına büyütmüş bir annenin hikayesiyle başlıyor. Babasını hiç tanımayan bir çocuk. Doğumgününde annesine babasını anlatması için söz verdirtiyor. Ama maalesef  bu dileği gerçekleşmeden bir kaza sonucu ölüyör. Annesi Manuela'da 18 yıl önce kaçarak geldiği Madrid'ten Barcelona'ya dönüyor. İsteği oğlunun (Esteban) babasını bulup, bir oğlu olduğunu ona söylemek. Barcelona'da arkadaşı Agrado ile karşılaşıyor. Agrado fahişelik yapan bir travestidir. Ve Agrado sayesinde, hayatının çok önemli bir yerine yerleşecek olan rahibe Rosa'yla tanışıyor. Bu üç kişininde ortak paydada buluştukları biri vardır: Lola!Lola ki, kadınlarında en zalimidir, erkeklerinde en zalimidir...


   İzlemeyenler için daha fazla ayrıntı yazmayacağım.. Anneler Günü için farklı bir seçim yaptık. Ama içinde bolca sevgi olan herşey güzeldir. Tıpkı anneler gibi, annelerimiz gibi..

   Unutmayın ki annelerimiz varoldukça hala çocuğuz. Ve çocuk olmak bu dünyadaki en güzel şeydir..

   Tüm annelerin, anne adaylarnın, anne olmak isteyen, istemeyen  herkesin  'ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN'.
 İYİ SEYİRLER...

Yazı: olimposgod

 FRAGMAN


Annem Hakkında Her Şey , All About My Mother
(Türkçe Dublaj Tek Parça Full izle)

9 Mayıs 2013 Perşembe

Lars And The Real Girl

Gerçek Sevgi
Yapımı : 2007 - ABD
Dram ,  Komedi
106 Dak.
Craig Gillespie
Ryan Gosling ,  Emily Mortimer ,  Patricia Clarkson ,  Kelli Garner ,  Angela Vint
Nancy Oliver
Peter Berg ,  Sidney Kimmel
Imdb:7.4

   Bu filmi izlerken 'mutlu oldum'..Her film böylesine mutluluk hissettirmez insana!Mutlu oldum çünkü;iyi insanların varolabileceğini bilmek harika..

   Küçük bir kasabada geçiyor filmimiz.Başkarakterimiz Lars,babasının ölümüyle iyice içine kapanır.Yengesi ve abisinin evlerinin garajında oturan Lars,dış dünyayla bağını iyice koparmıştır.Bu durum herkesi üzmektedir.Lars birgün,bir kızarkadaşı olduğundan bahseder.Bu habere tabii ki herkes çok sevinir.Yalnız bahsettiği kız,internet sipariş ettiği bir şişme bebektir.Filmin olayı da burda başlar.Tüm kasaba önce bu olayı garipser.Ama Lars öylesine sahiplenir ve gerçek insan muamelesi yapar ki, bir süre sonra herkes bu duruma alışır.

   
Lars'ın tekrar dış dünyaya açıldığını,asosyalliğinden bir nebze kurtulduğunu gören kasabalılar da bu oyuna ortak olurlar.Öyle ki onlarda Bianca(şişme bebeğin adı bu)'yla oturup konuşmaya,yemek davetlerinde onun içinde yer ayırmaya,kıyafet seçmek için yardım etmeye başlarlar.

   Tüm bunları Lars'ın durumunu bildiklerinden ve onun iyileşmesini istediklerinden,isteyerek,severek büyük bir özveriyle yaparlar.

   Bende bu dünyadaki tüm kötülükleri 'sevgi'yle yenebileceğimizi düşünüyorum.Herşey aslolanı sevmekle,anlamakla başlar.Sadece sevmek yetmez ama.Empati kurabilmeliyiz insanlarla.Böylece daha yaşanabilir,anlaşılabilir bir dünya varedebiliriz.

   Buarada Lars'ı canlandıran Ryan Gosling hakkında da bir-iki birşey yazmadan geçemeyeceğim.Bu filmde o kadar iyi ki'bu adam oyuncu olmak için gelmiş dünyaya'hissiyatı yarattı bende..

   2007 Bağımsız bir Amerikan filmi olan 'Lars And The Real Girl'ün mutlaka izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

   Birlik ve beraberliğin üstesinden gelemeyeceği şey yoktur. Sevdiklerinize 'sevdiğinizi' hissettirin.
İyi seyirler..

Yazı: olimposgod


FRAGMAN



Lars And The Real Girl - Gerçek Sevgi
(Türkçe Dublaj Tek Part Full İzle)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...