En Son Yayınlananlar:

Toplumsal İrdeleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Toplumsal İrdeleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2013 Salı

Protesto "La Haine"


Yönetmen: Mathieu Kassovitz
Yapımcı: Christophe Rossignon
Senarist: Mathieu Kassovitz 
Ülke: Fransa
Tür: Dram
 Oyuncular: Vincent Cassel, Hubert Kounde, Said Taghmaoui, Francois Levantal, Marc Duret
 93 dakika
 IMDb: 8.1 /10

"Sizi katiller.! Bizi öldürmesi kolay.!
Bizde sadece taş var.!"

Demokrasi ve insan haklarının beşiği Fransa'nın gettolarıyla tanışmaya hazır olun.! Avrupa'nın orta yerinde terkedilmişlik, yurtsuzluk, itilmişlik, polis şiddeti, öfke, insan yerine konulmamak ve fakir olmak ne demektir, bu filmde öğreneceksiniz..!


Yönetmen filmine, Fransa'dan gerçek protesto ve polis şiddeti görüntüleriyle başlıyor. Bunun nedeni senaryonun Abdel isminde Kuzey Afrikalı bir gencin öldürülesiye dövülmesi üzerine çıkan ayaklanmayla başlaması. Bütün gece Paris ayaklanmalarla karışır ve bu arada polislerden bir tanesi, olayların kargaşası içinde silahını kaybeder.

 Bu bana, Paris'de 27 Ekim 2005 akşamı, kimlik kontrolü yapan polis tarafından ölümlerine sebebiyet verilen biri 17,diğeri ise 15 yaşlarındaki iki çocuğu ve tabii ki sonrasında çıkan ayaklanmayı hatırlattı. Olaylar dönemin İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy'nin de çabalarıyla haftalarca sürmüş ve çok sayıda trajedinin yaşanmasına yol açmıştı.

Mathieu Kassovitz kusursuz senaryosunu yazarken 10 sene sonra olacak bu olayı,yani 2005 yılında ayaklanan halka "ayak takımı" deme cüretini göstermiş Nicolas Sarkozy gibi patavatsız bir politikacı bozuntusunu hayal etmiş midir bilinmez. Ancak, filmde olaylar aynı paralellikte gelişiyor. Ve komadaki gencin 3 arkadaşı kayıp silahıda bulunca, ister istemez seyirciyi koltuğa mıhlıyor.


Üç arkadaş, Kuzey Afrika Arap kökenli Said (Said Taghmaoui), siyahi Afrika kökenli Hubert (Hubert Koundé) ve yahudi Vinz (Vincent Cassel) film boyunca bir Fransız gettosunda yaşamak nedir, sizlere sergiliyor. 

Her zamanki gibi film ve ayrıntılarından çok bahsetmeyeceğim ancak filmin siyah beyaz oluşu ve oyunculukların inanılmayacak kalitede sergilenişi seyredeğer. 

Filmi ilk izleyişimde beni en çok şaşırtan şey oyunculuklar olmuştu. Vinz karekteri başta olmak üzere, adeta oynanmamış, yaşanmış.! Bu oyunculuk performanslarında yönetmeninde büyük rol oynadığını düşünüyorum ancak Mathieu Kassovitz bu filmden sonra "Gothika" gibi başarılı bir film çekmiş olsa da, böylesine bir toplumsal irdeleme filminde bir daha gözükmedi.

 

Ülkemizde de, dünyanın heryerinde de, açlık, fakirlik, şiddet ve benzeri haksızlıklar kolgezerken, gençler sokağa çıkıyorlar. Orantısız güç kullanımı, polis şiddeti, devlet terörü özellikle Türkiye insanının çok sık şahit olduğu şeyler. 

Çok yakın zamanda ODTÜ'deki olayları hatırlayın; binlerce polis ile orantısız güç kullanarak üniversiteyi işgal eden valiyi, tarlabaşında kafasından gaz bombasıyla vurulan kız çocuğunu, patlayan bombalardan sonra, hükümetin Suriye politikalarını protesto eden üniversiteli öğrencilere atılan dayakları ve daha nicelerini bir düşünün. Nicolas Sarkozy edasıyla patavatsızlaşmış içişleri bakanları ve valiler hastane acil servislerine, evlerin içine, üniversitelere gaz bombaları yağdırırken, Vinz'in öfkesi gelsin aklınıza.


Konuyu hem gençlere karşı ne kadar şiddet dolu ve töleranssız bir ülke olduğumuzu anlatmak açısından, hemde etki-tepki olgusunu göstermek bağlamında, kendim ile ilgili, komik duruma düştüğüm bir olayla örneklemek isterim; 
19-20 yaşlarında genç bir delikanlıyken, Avrupa'nın herhangi bir yerinde, anarşist bir işgal evine yerleşmiştim. Terkedilmiş bir okul binası olan bu yerde birkaç ay geçirdikten sonra, bir gösteri için karar alındı ve o gün geldiğinde bendeniz hazırlıklarımı yapmıştım. Pantolonumda iki kalın tahta sopa, bir rambo bıçağı, çok sayıda  taş-bilye ve burada bahsedemeyeceğim birkaç ekipmanla hazırdım. Ancak grubun diğer üyeleri pek hazır gözükmüyordu. Çok geçmeden kendi işgal evimin grubuyla eylem yerine geldik ve Avrupa'nın heryerinden gelen diğer işgal evleriyle buluştuk. Bulunduğumuz şehrin ana caddesini trafiğe kapattık. Etrafımızda bizim 3 katımız kadar tam tesisatlı polis vardı. Bende hazırdım, elim sopama gittiği an bir arkadaş "hey Turkos sakin ol biraz.! Alt tarafi bir kısa bildiri dağıtacağız.! Devrim henüz olmadı dostum, başbakanı asmaya gelmedik.!" diyerek, ülkenin kendine özgü dalgacı el hareketleriyle beni uyardı. Sonrasında 15-20 dakika kadar trafiğe kapattığımız caddede bateri çalınıp müzik yapıldı. Bu arada küçük bildiriler  trafikte bekleyenlere dağıtıldı. 30 dakika içerisinde herkes kendi işgal evine doğru yola çıkmıştı.


Bu beni çok şaşırtmıştı. Oysa ben ülkemde alıştığım gibi jop, biber gazı, barikat vb. gibi birşeyler bekliyordum. Yani uzun lafın kısası, ülkemizde gençlere gösterilen şiddet Avrupa'dakinden kat ve kat daha fazladır. Hükümetler ve polis gençlere söz hakkı ve musama göstermesini bilmek zorundadır.Üniversitelileri susan, konuşmayan, karşı çıkmayan bir ülkenin tüm gençliği bitmiş daha ötesi tüm halkı susturulmuş, bastırılmış ve özgürlüğünü tamamen kaybetmiş demektir.

Üniversiteli ögrencisini onbine yakın polisle kuşatan, hapseden, yaralayan ve döven bir hükümetin karşısında durun. Çocuklarınıza herkesten önce siz arka çıkın. Çocuklarınıza el kaldıran herhangi haddini bilmez otoriteyi dize getirmek sizlerin elindedir. Gençler karşı duruşlu olmazlarsa, fraksiyonu önemli değil, gücü eline geçiren her hükümetin başvuracağı şeylerdir bunlar. 

 

Böylesi bir polis şiddeti sonrası gelişen olayları anlatan bu film için puanım 9.0 / 10 oluyor. La Haine, "Protesto" şiddetle izlenmesini tavsiye ettiğim bir film.

 Kimsenin başınızda durup size "AYAK TAKIMI" demesine izin vermeyin ve unutmayın;
"Bu, elli katlı bir binadan düşen adamın hikayesi. Adam kendini rahatlatmak için, sürekli şöyle diyormuş: 
-Buraya kadar herşey yolunda
-Buraya kadar herşey yolunda
-Buraya kadar herşey yolunda
Önemli olan düşüş değil, yere çarpıştır.!"

Yazı: OvErUyUz
Edit: Aslimaniac

 Ödüller
Cannes Film Festivali / En iyi yönetmen / Mathieu Kassovitz (1995) · Avrupa Film Akademesi / En iyi genç Avrupa filmi / Mathieu Kassovitz (1995) · Fransa Film Akademisi César Ödülleri / En iyi film / (1995) · Fransa Film Akademisi César Ödülleri / En iyi kurgu / Mathieu Kassovitz & Scott Stevenson(1995) · Fransa Film Akademisi César Ödülleri / En iyi prodüktör / Christophe Rossignon · Avustralya Film Eleştirmenleri Ödülleri / En iyi yabancı film · Lumiere Ödülleri / En iyi yönetmen / Mathieu Kassovitz (1995) · Lumiere Ödülleri / En iyi film / Mathieu Kassovitz (1995) 


FRAGMAN



Protesto "La Haine"
(Türkçe Alt Yazılı Full İzle)

17 Mayıs 2013 Cuma

Soraya'yı Taşlamak

The Stoning of Soraya
2008 - ABD
Dram
114 Dak.
Cyrus Nowrasteh
Jim Caviezel ,  Shohreh Aghdashloo ,  Mozhan Marnò ,  Navid Negahban ,  Bita Sheibani
Sahar Bibiyan
Cyrus Nowrasteh ,  Betsy Giffen Nowrasteh
Jason Jones ,  Todd Burns
 Imdb:7.8 

   Soraya'yı Taşlamak filmini sosyal medyadan bir arkadaşın tavsiyesi üzerine izledim.O bana 'izlerken gözyaşlarına hakim olamayacaksın'dedi.Evet olamadım ama sinirden..Film bittiğindeyse dünyanın tüm kötülüklerine, haksızlıklarına, çirkinliklerine, adaletsizliklerine, kadınlarına, çocuklarına hıçkıra hıçkıra ağladım.

   Çok fazla isyan ettim erkek egemen dünyaya... Ve biz kadınlara kızdım.. Kızmak değil de; bastırılmışlığa, susturulmuşluğa kızdım. Daha çok bağırmalı daha çok hakkımızı savunmalı, bize ait olanı almak için daha çok mücadele etmeliyiz. İzin vermemeliyiz erkek hegomanyasının bizi esir etmesine. Hele de 'din kisvesi'altında..

   Filmimiz, Fransız bir gazetecinin İran'ın bir köyünden geçerken, arabasının bozulmasıyla başlıyor. Tamir için arabasını bırakıp, bir kahvehaneye giriyor. O sırada onu gören Zehra, bir şekilde gazeteciyi evine çağırıyor. Gazeteci evine geldiğinde de 'sesimi alıp, buralardan götürmeni istiyorum' diyor ve başlıyor hikayesini anlatmaya...


   Soraya'nın kocası Ali, 2.ci eşini almak istemektedir. Yeni eşin yaşı da henüz 14'tür. Yalnız 2.ci eşi almak isterken, Soraya'ya ve çocuklarına karşı (2 kız çocuğu) hiçbir sorumluluk kabul etmeden bu evliliği gerçekleştirmek amacındadır. Tabii ki bu durumda Soraya'nın geçinebilmesi, evine ve çocuklarına bakabilmesi imkansızdır. Mağlum kadınlar çalışamadığı gibi tekrar baba evine de dönememektedir-ki dönebilseler bile zaten babalar istememektedir.! Bu olaylar olurken, köy sakinlerinden Haşim'in karısı ölür. Molla efendi ve etrafındaki erkekler Soraya'nın , Haşim'in ev işlerini yapmasına karar verirler. Zehra'nın diretmesiyle de bir maaş vermeyi kabul ederler. Ama bu durum kocası Ali'ye yeterli gelmez. Çünkü Soraya boşanmayı kabul etse bile, ona belli bir nafaka vermek zorundadır (şeriat kanunlarına göre). Ve onun ölmesi gerektiğini düşünür. Molla efendiye de bunu dile getirir. Böylece bir plan yapmaya koyulurlar. Ha, plan dediysek öyle karmaşık, çetrefilli birşey yapmaya gerek yoktur. Soraya'nın zina yaptığı dedikodusunu yayarlar. Bunu kanıtlamak için iki şahit yeterlidir nasılsa! Haşim'i tehdit ederler ve planlarını hayata geçirirler. Bu kadar basittir olay!..

   Filmin en can alıcı sahnesi Soraya'nın recme götürülürken söyledikleri bence. Soraya onu taşlayacak olan erkeklere seslenir: Bunu bir insana nasıl yaparsınız? diye.. Gelen toplu cevap ise şudur: Allah'ın emri bu.. En kötüsü de recm bitince, herkesin birbirinin sırtına vurarak 'Alllah razı olsun' demesidir...


   Bu film gerçek bir olaydan senaryolaştırılmış. Bilmediğimiz, duymadığımız trajediler değil maalesef. Kimbilir şuan bile kaç kadın böylesi bir şiddete mağruz kalıyor? İlla ki taşlanmak, dövülmek değildir şiddet, susturulmak, hakkını savunamamak, konuşamamakta şiddetin bir çeşididir..

  Oysa ki dünyanın en güzel renklerindendir kadınlar... Onları karartmak demek dünyayı karartmak demek. Renkli bir dünya da yaşamak varken niye karanlığa mahkum olalım ki-olasınız ki? Ses verin kadınlar. Bağırın ve yaşayın.. Bu dünya bizim de evimiz..!!!
İyi Seyirler...

Yazı: olimposgod


FRAGMAN



Soraya'yı Taşlamak - The Stoning of Soraya
(Türkçe Dublaj Tek Part Full İzle)

13 Mayıs 2013 Pazartesi

The Joneses


Örnek Aile, The Joneses
Filmin Yönetmeni: Derrick Borte
Filmin Türü: Komedi, Dram
IMDB Puanı: 6.5
Yapım Yılı: 2009
Ülke: ABD
Yayınlanan Tarih: 25 Haziran 2010
Senaryo yazarı: Randy T. Dinzler, Derrick Borte,
Başrol Oyuncuları: Amber Heard, Demi Moore, David Duchovny, Gary Cole, Ben Hollingsworth, Glenne Headly, Catherine Dyer, Lauren Hutton, Chris Williams, Ashley LeConte Campbell, Robert Pralgo, Justin Price, Christine Evangelista


   Filmin "Örnek Aile" şeklinde Türkçeleştirilmiş ismi ve afişine bakıpta, mutlu bir Amerikan ailesindeki ufak tefek duygusal çalkantıların yarattığı sevimli problemlerle alakalı bir komedi izleyeceğinizi sanmayın.

   Aslına bakarsanız, senaryo çok daha ciddiye alınması gereken "tüketici toplumu",onu pohpohlayan reklamcılık sektörü ve zamanımız dünyasının yasal yollarla tefecilik yapan bankacılarını kısmen espirili bir dille taşlıyor.


   Filmin hemen başında söz konusu aile banliyödeki zengin bir semte taşınıyor. Buradaki hayatlarına başlar başlamaz kullandıkları eşyalardan tutunda, giyimleri, arabaları ve herşeyleriyle ilgi odağı oluyorlar. İnsanlar onlara ve mutlu hayatlarına imrenerek bakıyorlar. Ailenin ebeveynleri muhteşem aşkları, hayli iyi giden seks hayatlarıyla mahallenin orta yaş üzeri insanları arasında bir efsane olurken, iki genç çocuklarıysa, kendi yaş gruplarındakileri sahip oldukları son model oyun konsolları,cep telefonları ve giyimleriyle çileden çıkarıyorlar.


   Senaryoya ilginçlik katansa, bütün bunların yeni jenarasyon bir reklam stratejisi olması. Filmin ilerleyen dakikalarından çok bahsetmeyeceğim ancak ailenin 4 karakteri arasındaki ilişkiler, onlardan etkilenerek, bütçelerini aşırı aşan ortahalli mahallelinin bankalarla yaşamaya başladığı sorunlar, aslında bize içinde yaşadığımız tüketim toplumunun gerçeklerini çarpıcı şekilde gösteriyor.

   Düşünün bir; kaçımızın 5 çift ayakkabısı varken, çok beğendiğimiz için bir çift daha satın aldık. Mütevazi ama problemsiz çalışan bir arabamız varken, bizi neredeyse mutsuz eden o son çıkmış modelle değiştirmek için dünya kadar borcun altına girdik. Kaçımız fonksiyonlarını bile kullanamadığımız, sözümona telefon olması gereken, ancak diğer herşeyi yapabilen cep telefonlarımızı her 6 ayda bir değiştiriyoruz.


   Tüketim toplumu hepimizi kullanıyor ve mutsuzlaştırıyor. Gözümüze soka soka, sahip olduklarımızdan daha iyi ve yenileri dağıtılıyor. Her an etrafımıza baktığımızda, daha iyisini, daha güzelini görüyoruz. Elimizdekilerse anlamlarını yitiriyor. Geriye, son çıkanını almak, daha iyisine sahip olmak için, günde 12-13 saat, hatta daha fazla çalışıp didinen, ailesiyle bile doğru düzgün görüşemeyen, yarı robot androitler kalıyor.

   Teknik olarak filme söyleyebileceğim pek birşey yok. Her konu da mütevazi ölçülerde bir film. Puanın 6.2 / 10 oluyor..

   Hayatımız bu mudur dedirten konusu sayesinde tavsiye ettiğim bu filmi izlemekten pişman olmayacaksınız...

FRAGMAN



Örnek Aile, The Joneses
(Türkçe Dublaj Tek Parça Full İzle)

10 Mayıs 2013 Cuma

Paraiso Travel


Cennet Yolculuğu, Paraiso Travel
Filmin Yönetmeni: Simon Brand
Filmin Türü: Dram
IMDB Puanı: 7.1
Yapım Yılı: 2008
Ülke: ABD, Kolombiya
Yayınlanan Tarih: 10 Haziran 2009
Senaryo yazarı: Jorge Franco Ramos, Juan Manuel Rendon
Oyuncular:
 Angelica Blandon, Raúl Castillo, Aldemar Correa, Margarita Rosa de Francisco, Ana de la Reguera, Germán Jaramillo, John Leguizamo, Chiko Mendez, Edward Steven Mesa, Luis Fernando Munera, Jesús Ochoa, Loukas Papas, Panama Redd, Eddie Rosado, Vicky Rueda, Ana María Sánchez, Indhira Serrano, Bob Weston

   Avrupa Birliği, bünyesindeki ülkelerin vatandaşlarına serbest göç hakkı tanıdığı için, birçok Avrupalı vatandaş Avrupa'nın gelişmemiş doğu kısmı tarafından, ona nispeten daha çok gelişmiş olan batı kısmına göç etmektedir. Özellikle de İtalya, Almanya, İspanya ve Fransa en çok göç alan ülkeler arasında gelmektedir. Farkedilebilir bir biçimde Avrupa Birliği'nin bazı ülkeleri yeni üyelerden daha avantajlı durumda gözükmektedir; örnekle, çok büyük sayıda Polonyalı insan İngiltere, İrlanda ya da Hollanda'ya göçerken, yüksek sayıda Romanyalı ise genelde İtalya ve İspanya'yı seçmekte. Diğer bir yandan Fransa ve Almanya ülkelerine Doğu Avrupa'dan gelecek göçmenler için çeşitli yasalar ve sınırlandırmalar çıkarmıştır fakat İngiltere ve İrlanda'da hiçbir kısıtlama yoktur.

   Polonya'nın Avrupa Birliği üyesi olmasından (Mayıs 2004), 2007 yılının başlarına kadar 375.000 Polonyalı İngiltere'de iş sahibi olmuştur ki, bu rakam İngiltere'de yaşayan 750.000 Polonyalı'nın 3'te birini oluşturmaktadır. Çoğu Polonyalı, İngiltere ve İrlanda arasında mekik dokuyan birçok Doğu Avrupalı gibi sezonluk çalışmaktadır.

  
  Ülkemize gelirsek,  İTO’nun yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’ye her yıl yaklaşık 300 bin kaçak göçmen giriyor. Bunların yarısı da ev işleri ve bakıcılığın yanı sıra, fuhuş, inşaat, tekstil, gıda sektörlerinde çalışıyor. 163 farklı ülkeden gelen kaçak göçmenlerin sayısının 1 milyonu bulduğu belirtiliyor.ULUSLARARASI Çalışma Örgütü’nün verilerine göre dünyada göçmen işçi ve aile sayısı 120 milyona ulaştı.


   Konu Amerika Birleşik Devletleri'ne geldiğinde ise durum korkunç bir hal almakta. Gerçekleşmese de, dünya üzerindeki göç hareketlerinin 4/1'i ABD hedeflidir. Sahte Amerikan rüyası peşindeki milyonlar ABD göç yollarında ya hayatlarını kaybetmekteler ya da hedeflerine ulaşamadan geçtikleri ülkelerde suç örgütlerine katılmaktalar.

   Konuyla ilgili Latin Amerika göç istatistikleri, ABD  göçmen istatistikleri ve göçmen suçları istatistikleri durumun Yeni Dünya da ne kadar korkunç olduğunu gösteriyor. ABD'nin göçmenlik politikaları ve dünyadaki politikalarının yarattığı göç hareketleri arasında korkunç bir çelişki var.


   Konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum çünkü başlı başına incelenmesi gereken ve bizim alanımız olmayan bir konu. Filmimize gelirsek; tahmin edeceğiniz üzere filmimiz Amerikan rüyası gören  Kolombiyalı iki genç üzerine.

   İnsanların kendi ülkelerinde yakalayamadıkları mutluluğu, huzuru, özgürlüğü ve yaşam standartlarını başka bir ülkede aramak için yola çıktıklarında düşebilecekleri durumlarla alakalı bu film. İki gencin bir macera gibi başlayan hikayesi, insan tüccarları, uyuşturucu, göçmen polisi, açlık, aşağalanma, kandırılma, fuhuş, kadın ticareti gibi dünya gerçekleriyle son buluyor.


   Ağır ve istatistiklerle dolu bir yazı olduysa özür dilerim. Hayatımın 3-4 yılını göçmen olarak buna benzer hayal yolculuklarıyla geçirmiş, orta yaşlı bir adam olarak film beni çok etkiledi. Aslında toplumsal mesajlarla dolu, çok ağır bir film değil. İçinde barındırdığı aşk hikayesi ve genç adamın hayata tutunma çabaları konuyu biraz olsun yumuşatmış.

Güzel senaryosu, hatrı sayılır oyunculuk performansları ile güzel çekilmiş izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum ve 7.4 olarak puanlıyorum.

Ait olduğunuz yerlerde mutlu olabilmeniz umuduyla iyi seyirler..

Yazı: OvErUyUz

FRAGMAN




Cennet Yolculuğu, Paraiso Travel
(Türkçe Dublaj Tek Part Full İzle)

 

Alıntı ve kaynaklar:
teşekkür ederiz

9 Mayıs 2013 Perşembe

Primal Fear

ilk Korku, Primal Fear
Filmin Yönetmeni: Gregory Hoblit
Filmin Türü: Suç, Psikolojik, Gerilim, Dram
IMDB Puanı: 7.6
Yapım Yılı: 1996
Ülke: ABD
Yayınlanan Tarih: 29 Aralık 1996
Senaryo yazarı: Steve Shagan, William Diehl, Ann Biderman
Oyuncular: Richard Gere, Laura Linney, John Mahoney, Alfre Woodard, Frances McDormand, Edward Norton, Terry O’Quinn, Andre Braugher, Steven Bauer, Joe Spano, Tony Plana, Stanley Anderson, Maura Tierney, Jon Seda, Reg Rogers

   Sizlere suç türünde ekstra oyunculuk performanslarına imza atmış Edward Norton'ın 96 yapımı ilk filmini tanıtmak istiyorum. İlk film dediysem hemen çekinmeyin. Norton "dissosiyatif kişilik bozukluğu" olan genç bir cinayet zanlısı gibi çok da kolay olmayan bu rolün altından ustalıkla kalkmış.


   Film ilk sahnede bir kovalamacayla başlar. Yakalanan genç, medya tarafından çalıştığı kilisenin başrahibini öldürmekle suçlanır. Devreye savunduğu müvekkillerin suçlu mu, masum mu olduğuyla ilgilenmeyen, tek işinin jüriyi kandırmak olduğunu düşünen ve bunu da ekibiyle birlikte çok iyi yapan ünlü bir avukat girer (Richard Gere). Aslında avukatın amacı bu kadar medyatik olan bir davada  medyanın gözünün önünde olmak ve popileritesini pekiştirmektir.


   Çok detaya girmeden filmin ilerleyen sahnelerinde işin renginin değişecegini, politik entrikalar, mafya, rant kavgaları ve cinsel bazı suçlarla birçok kurumunda içine dahil olduğu toplumsal bir çürümüşlük hikayesine dönüşecegini belirteyim.

   Amerikan adaletinin ne kadar çürük olduğunu, jüri sisteminin ne kadar kolay kandırılabilir ve adaletten yana eksik bir sistem olduğunu, yüzünüze çarpan bu filmin sürpriz sonu, zaten baştan beri çelişkiler içinde kıvranan seyirciye son bir soğuk duş daha aldırıyor.


   Film, 90'lar itibariyle teknik açıdan çok iyi olmasa da, senaryosu kesinlikle sürükleyici. Kurguda bir-iki aksama gördüysem de, benim izlediğim baskıdan kaynaklı olabilecegini düşünüyorum. Genel olarak 7.0/10 puan verdiğim bu film suç ve psikolojik gerilim türünde izlenmeye değer, iyi bir film.

   Edward Norton'un oyunculuk performansına tekrar değinmeden yapamayacağım. Norton ilk rolüyle Altın Küre ödülüne uzandığı bu filmde, adeta gelecekteki American History X,  Fight Club,  25th Hour ve  The Illusionist gibi unutulmaz performanslarının haberini veriyor.

Yazı:OvErUyUz

FRAGMAN




ilk Korku , Primal Fear
(Türkçe Dublaj Tek Part Full izle)

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Biutiful

2010 - İspanya ,  Meksika
Dram
148 Dak.
Alejandro González Iñárritu
Javier Bardem ,  Blanca Portillo ,  Maricel Álvarez ,  Rubén Ochandiano ,  Diaryatou Daff
Alejandro González Iñárritu ,  Armando Bo ,  Nicolás Giacobone
Alejandro González Iñárritu ,  Guillermo del Toro
 IMDb:7.4
   
Hiç kuşkusuz ki artık Javier Bardem deyince iyi bir film izleyeceğimizi biliriz.. Biutiful filmi de uzun zamandır izlemek istediklerim arasındaydı. Maalesesf moralimin yüksek olduğu bir günde izleme hatasını yaptım. 2,5 saatlik zaman diliminin çoğunu ağlayarak geçirdim diyebilirim nerdeyse!

    
  Karanlık bir atmosferde çok can yakıcı, trajik bir film Biutiful..Özellikle Javier Bardem'in canlandırdığı Uxbal karakteri beni derinden etkiledi.. Sevgi dolu bir babanın çaresizliğine tanık olmak çok sarsıcı..
      
  Oyunculuğu zaten oscarla tescillenen Javier Bardem bu filmdede üst düzey bir performans sergiliyor.
Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzales göç sorununu trajik bir şekilde işleyerek filminin hakkını veriyor!

     
 Filmin konusuna gelince; Uxbal iki çocuğuna yalnız bakmak zorunda olan bir babadır. Hayatta kalıp, çocuklarına bakabilmek için istemesede yasadışı işler yapmak zorundadır.çoğu zamanda başı belaya girmektedir..
Ama maalesef işler bundanda kötüye gidecektir!!



FRAGMAN



Biutiful
(Türkçe Dublaj Tek Part Full izle)

3 Mayıs 2013 Cuma

Brokeback Mountain


Yönetmen: Ang Lee
Yazan: E. Annie Proulx
Senaryo: Larry McMurtry ve Diana Ossana
Sinematografi: Rodrigo Prieto
Yapım Yılı :2005
IMDb:7,7/10
Oyuncular:
Heath Ledger - Ennis Del Mar
Jake Gyllenhaal - Jack Twist
Randy Quaid - Joe Aguirre
Anne Hathaway - Lureen Newsome
Michelle Williams - Alma

   Yaşadığımız dünyada tekdüze ve rutin hayatlarımız var. Tek yönlü tercihlerimiz zaman içinde öylesine kemikleşmiş tabular haline geliyor ki bizleri yaşlandıkça aslında gençken hiç hayalini bile kuramayacağımız insanlar haline getiriyor. 

   Hetereseksüel hegomanya altında ezilen seksüeliteler için bir hakaret sallayıp geçiyoruz çoğu zaman..

   Oysaki Judith Butlerın dediği gibi "Bedenimizin sınırları, dünyamızın sınırları değildir" Butler'ın söylemek istediği "cinsiyet"in de tıpkı toplumsal cinsiyet gibi bir inşa olduğu ve inşa öncesi bir "kadınlık" ya da "erkeklik" kategorisinin söz konusu olmadığıdır. Butler'a göre evrensel ve sabit bir kadın-erkek ikiliği etrafında şekillenen yaklaşımlar, farklı cinsel kimliklerin icrasındaki siyasal, kültürel ve toplumsal kesişmelerin çoğulluğunu yeterince anlayamaz.


   Bu bağlamda, insan doğası homofobi dediğimiz psikolojik bozukluğu ortaya cıkarıyor. Islami engeller, mahalle baskısı, aile baskısı, eşcinsellerin toplum içindeki itilmiş hayat tarzı ve benzeri birçok sosyal zorbalığın bolca olduğu bizim gibi geri kalmış ortadoğu ülkelerinde çok sık görülen fomofobi, aslına bakarsanız, kişilerde çoğunlukla eşcinsel güdülerinden korktuğu, kendine dahi itiraf edemediği ya da çeşitli seksüel deneyimlerde asla aktif rol alamadığından görülebiliyor.


   Filmin isminin korsan baskılarında "ibne kovboylar" şeklinde çevrilmesi, sevdiğim ve çok beğendiğim bir film olduğunu söylediğim bir ortamda "ibne misin oğlum sen" şeklinde tepki almam, farklılıkları kabullenememiş toplumumuzdaki bu homofobik ortamdandır.


   Brokeback Mountain filmini sıradan bir homofobik toplum taşlaması olmaktan çıkaran ABD'nin batısında oldukca taf bir iş olan cowboy bir cift arasında geçiyor olması. Karakterlerden birisi ciddi anlamda homofobik olmasına rağmen, sonrasında kendini derin bir aşkın içinde buluyor.Çeşitli toplumsal gerekçeler ve olaylar sonunda ayrı düşselerde, hayatları boyunca sürecek olan bu tutkulu aşk hikayesini, seksüel tercihleri bir yana bırakabilen, kendi seksüelitesiyle barışık kişiler zevkle izleyebilirler. Gelgelelim bu konularda tabulara sahip homofobik kişiler için film "ibne kovboylar" başlığından öteye gidemeyecek bir film.. hiç izlemeye yeltenip boşa rahatsızlık yaşamayın.


   Benim açımdan ise bir-iki sahne dışında oğlum,eşim, ailece izlenebilecek teknik açıdanda oldukça güçlü bir film.Brokeback Mountain'ı etiketlerken "Doğa Temalı Filmler" arasına da koyacağım. Çünkü filmin setleri Amerikanın inanılmaz doğası içinde, muhteşem manzaralar eşliğinde geçmekte.


   Yıldızımın hiçbir zaman uyuşmadığı akademinin bu filme oscar verebilmiş olması beni şaşırtmıştı açıkcası. Fakat Brokeback Mountain oscarı kesinlikle hak eden harika kurgusu, etkileyici senaryosu,toplumsal irdelemeleri, görülmeye değer sahne seçimleri ile benden 9.2 /10 alıyor. 

   Hayatta farklılıkların birlikteliklerini kabullenebilmiş, farklılıkların yarattığı değişik renk tonlarını
algılayabilen, hangi cinsin arasında geçerse geçsin aşkı kabullenip sevebilen bütün dostlara tavsiyemdir.
İyi seyirler. by OvErUyUz

Kısaca Konusu:
Ennis Del Mar (Heath Ledger) ve Jack Twist (Jake Gyllenhaal) aynı anda kovboyluk işine başvurur. İkisi de işe alınır ve kampa gönderilir. Sabahtan akşama koyun güden ikili akşamları konuşmaya ve arkadaşlık etmeye başlar. Zamanla bu arkadaşlık aşka dönüşür. Ancak kapalı bir toplumda ve eşcinselliğin hiç kabul görmediği bir dönemde yaşamaktadırlar. Kamp dönüşü her ikisi de evlenir ve çocuk sahibi olur.
Aradan dört yıl geçer. Jack, Ennis'e bir kart gönderir ve onu ziyeret etmek istediğini söyler. Ennis teklifi sevinçle kabul eder. İkili bir-iki haftalığına kampa gider. Ennis'in eşi iki kovboyun arasındaki ilişkiyi farketmiştir ve Ennis'den boşanır.
Biri çiftçi, diğeri rodeo kovboyu olan bu iki adam farklı karakterlerine rağmen birbirlerine bağlanırlar. Yaşam boyu sürecek olan bu ilişki, kopmalar ve ayrılıklar yaşayacak fakat iki aşığı her zaman buluşturacaktır. Ortaya, kulaktan kulağa yayılacak, aşka dair güçlü tonlar barındıran efsanevi bir hikâye çıkacaktır.


Oskar Adaylıkları ve Ödülleri:
Brokeback Dağı, 31 Ocak 2006'da sekiz dalda Oscar'a aday gösterilmiş, 5 Mart 2006'da sahiplerini bulan 78. Oscar Ödülleri`nde üç dalda Oscar almıştır.
  • En İyi Erkek Oyuncu - Heath Ledger
  • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu - Jake Gyllenhaal
  • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu - Michelle Williams
  • En İyi Uyarlama Senaryo - Larry McMurty ve Diana Ossana - Aldı
  • En İyi Sinematografi - Rodrigo Prieto
  • En İyi Yönetmen - Ang Lee - Aldı
  • En İyi Orijinal Şarkı - Gustavo Santaolalla - Aldı
  • En İyi Film
Diğer Ödüller:
63. Altın Küre Ödülleri
En İyi Film - DramEn İyi Yönetmen - Motion Picture (Ang Lee)En İyi Senaryo - Larry McMurtry ve Diana OssanaEn İyi Şarkı - Gustavo Santaolalla ve Bernie Taupin, "A Love That Will Never Grow Old"
2006 MTV Film Ödülleri
En İyi Performans: Jake GyllenhaalEn İyi Öpüşme Sahnesi Ödülü: Jake Gyllenhaal & Heath Ledger
Boston Society of Film Critics
En İyi FilmEn İyi Yönetmen - Ang Lee
Central Ohio Film Critics Association
En İyi 10 FilmEn İyi Aktör - Heath LedgerEn İyi Senaryo
Chicago Film Critics Association
En İyi Senaryo - Larry McMurtry ve Diana OssanaEn İyi Score - Gustavo Santaolalla
Critics' Choice Ödülleri
En İyi FilmEn İyi Yönetmen - Ang LeeEn İyi Yardımcı Kadın Oyuncu - Michelle Williams
Dallas-Fort Worth Film Critics Association
En İyi 10 FilmEn İyi FilmEn İyi Yönetmen - Ang LeeEn İyi Senaryo - Larry McMurtry ve Diana OssanaEn İyi Sinematografi - Roberto Prieto
Director's Guild Ödülleri
Yılın Yönetmeni Ödülü - Theatrical Motion Picture
European Film Awards
En İyi Yönetmen - Ang Lee
Florida Film Critics Circle
En İyi FilmEn İyi Yönetmen - Ang LeeEn İyi Senaryo - Larry McMurtry ve Diana OssanaSinematografi - Roberto Prieto
Iowa Film Critics
En İyi FilmEn İyi Yönetmen - Ang Lee
Las Vegas Film Critics Society
En İyi FilmEn İyi Aktör - Heath LedgerEn İyi Yönetmen - Ang Lee
Los Angeles Film Critics Association
En İyi FilmEn İyi Yönetmen - Ang Lee
National Board of Review
En İyi 10 FilmEn İyi Yönetmen - Ang LeeEn İyi Yardımcı Erkek Oyuncu - Jake Gyllenhaal
National Public Radio
Bob Mondello'nun 2005'in En İyi Filmleri
New York Film Critics Circle
En İyi FilmEn İyi Yönetmen - Ang LeeEn İyi Erkek Oyuncu - Heath Ledger
Online Film Critics Society
En İyi Uyarlama Senaryo - Larry McMurtry ve Diana OssanaEn İyi Score - Gustavo Santaolalla
Phoenix Film Critics Society
En İyi 10 FilmEn İyi Erkek Başrol Oyuncusu Performansı - Heath LedgerEn İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı - Jake GyllenhaalEn İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı - Michelle WilliamsEn İyi Uyarlama SenaryoEn İyi Sinematografi
Producer's Guild Awards
Yılın Prodüktörü Ödülü - Theatrical Motion Picture
Satellite Awards
Üstün Motion Picture, DramaÜstün Yönetmen - Ang LeeÜstün Film Kurgusu - Geraldine Peroni ve Dylan TichenorÜstün Orijinal Şarkı - Gustavo Santaolalla ve Bernie Taupin, "A Love That Will Never Grow Old"
Southeastern Film Critics Association
En İyi 10 FilmEn İyi FilmEn İyi Yönetmen - Ang LeeEn İyi Uyarlama Senaryo - Larry McMurtry ve Diana Ossana
St. Louis Gateway Film Critics Association
En İyi FilmEn İyi Aktör - Heath LedgerEn İyi Yönetmen - Ang LeeEn İyi Senaryo - Larry McMurtry ve Diana Ossana
Utah Film Critics Society
En İyi FilmEn İyi Yönetmen - Ang Lee
62. Venedik Film Festivali
Altın Aslan - En İyi Film


FRAGMAN



SOUNDTRACKS








Brokeback Mountain , Brokeback Dağı
(Türkçe Dublaj Tek Part Full İzle)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...