En Son Yayınlananlar:

2005 filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2005 filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2013 Perşembe

Tutunamayanlar



(Voksne Mennesker - Dark Horse)
Yönetmen: Dagur Kari
Senaryo: Dagur Kári, Rune Schjøtt
Yapım: 2005

Ülke: Danimarka - İzlanda
Tür: Komedi, Dram
IMDb:  7.1/10
Oyuncular:
Jacob Cedergen (Daniel), Nicolas Bro (Büyükbaba), Tilly Scott Pedersen (Franc), Morten Suurballe (Yargıç)


Dagur Kari filmi için "Kendi çevremizden tanıdığımız belirli bir tür genç insanın hayatını anlatmak istedim. Hiçbir zaman sorumluluk almayan, topluma ve hiçbir standarda uymayan bir grup insan." diyor.

Bu filmde gerçekten de hayata apayrı açılardan yaklaşan, normalin dışında çizgileri olan bir grup genç ve uykusuzluk problemleri çeken normal görünüşlü bir yargıcı seyredeceğiz.

 

Yaşadığı ülkenin başbakanının ismini dahi bilmeyen ana karakter (Daniel), kendisi gibi toplum dışı bir karakter olan (Franc) ile tanışır. (Neyse ki 4. Murat torunu, Cihan Padişahı, Yüce Başbakanımız sıksık üniversiteleri kuşatıp kendisini hatırlatıyor da, bizde böyle başbakanının ismini bilmeyen gençler yok.)

Her neyse sağa sola çemkirtmeden filme dönersek, toplumdışı grafiti sanatçısı karakterimiz Daniel'in yasal kazancı 4 yıl boyunca 7 doları geçmeyince hükümet ve vergiciler bu durumdan kıllanarak kendisini dava ederler. 

 

Ancak Daniel'in tek problemi bu değildir. Yegane sahip olduğu şey, küçük Fiat 500 arabası ve kirasını karşılayamadığı karavanındaki birkaç eski kasetten ibarettir. Maddi problemler, ailevi ilgisizlik ve ilişkisinin doğuracağı sürpriz gelişmeler, Daniel'i iyiden iyiye ezmeye başlar. 

Tam bu sırada yolu, yargılandığı bir davada "uykusuz yargıç" ile kesişir. Yargıç, duvarları kirletmekten dolayı yargıladığı sorumsuz genci cezaya çarptırır. Ancak bir süre sonra kendisi de, ailesi, işi ve bütün diğer sorumluluklarını bırakarak kayıplara karışır.



Yönetmen "Film tam olarak içinde bulunduğu topluma ayak uyduramayan insanların hikayesini anlatıyor. Filmin kahramanları ya kendi alternatif gerçekliklerini yaratıyorlar ya da varolan gerçekliğe kendilerini uydurmak için didinip duruyorlar." diyor

Bu filmde senaryo dışında asıl önemli olan, yönetmenin tarzı. Çok farklı bir anlatım ve mizah yapısına sahip olan Dagur Kari'ye, çok daha kötü bir drama senaryosu verseydiniz, bu tarz ve mizahi yaklaşımla yine ilgi çekici, gülümseten bir iş cıkarabilirdi. 


Daha ilk filmi  "Noi Albinoi" (Buzdan Hayaller) filminde kendini apaçık belli eden yönetmen, farklı tarzı ve bakış açısıyla çok işler başaracağa benziyor.

Bu arada her fırsatta film isimlerini alakasız ve gerzekçe çevirmeyi başaran İthalatcı firmalar bu filme adeta bir kıyak yapmışlar. Gerçek adı "Voksne Mennesker", İngilizcesi "Dark Horse" olan filme adeta doğru ismi bulmuşlar.


İçinde bulunduğu topluma bir türlü ayak uyduramamış bir "Tutunamayan" olarak bendeniz, konunun bana olan yakınlığını da gözönünde bulundurarak, torpilli bir 7.5 / 10 veriyorum. Yönetmeninin özgün mizah duruşuna hayran kaldığım bu filmi, halen izlememiş olanlara tavsiye ediyorum.

Yazı: OvErUyUz
Edit: aslimaniac


FRAGMAN


 Tutunamayanlar - Voksne Mennesker - Dark Horse
(Türkçe Altyazılı izle)
 Part 1
 Part 2
 

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Green Street Hooligans



Yeşil Sokak Holiganları, Green Street Hooligans, Hooligans
Filmin Yönetmeni: Lexi Alexander
Filmin Türü: Suç, Dram
IMDB Puanı: 7.5
Yapım Yılı: 2005
Ülke: ABD, İngiltere
Yayınlanan Tarih: 9 Eylül 2005
Senaryo yazarı: Lexi Alexander, Dougie Brimson
Oyuncular: 
Elijah Wood, Charlie Hunnam, David Alexander, Oliver Allison, James Allison, Geoff Bell, Joel Beckett, Kieran Bew, David Carr, Andrew Blair, Brendan Charleson, Scott Christie, Alec Dalman, Claire Forlani, Jacob Gaffney

   Futbolun 'toplumların afyonu' olduğu savunulur. Yıllarca Brezilya, Arjantin, Portekiz gibi ülkelerde en yaygın ve 'popüler kitle' pasifikasyon aracı olarak futbol kullanıldı. "Futbol olmasaydı ben Portekiz'i yönetemezdim" diyen General Antonio Salazar'ın Portekiz'i 3F (Fiesta, Fado, Futbol) ile idare ettiği söylenir. Ülkemizde ise özellikle 12 Eylül sonrası yükselen futbol fanatizmi, arabesk müziğin eşliğinde geniş halk kitlelerini peşinde sürüklemeyi başardı. Hatta kamu bankalarından, kulüp yöneticilerine açılan büyük kredilerle futbol beslendi ve giderek büyük bir ekonomik sektör haline dönüştü. 


   Böylece ekonomik ve siyasal yanlarıyla futbol, halk kitlelerinin yaşamının ayrılmaz bir parçası oldu."Avrupa, Avrupa duy sesimizi, bu gelen Türk'ün ayak sesleri" eşliğinde dalgalanan takım bayrakları aynı zamanda milliyetçiliğin de yeni rengi oldu. Televizyonlarda futbol yayınları ve reklam ise yeni bir ekonomik gelir kapısı haline geldi. 


   Konuyla ilgili "Sporun Sosyolojisi ve Psikolojisi" adlı bir kitap kaleme alan İ.Ü. Cerahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Balcıoğlu, sosyo-ekonomik sebeplerden dolayı az gelişmiş diğer ülkelerdeki gibi bizde de spora pasif katılımın söz konusu olduğunu vurguluyor. 

   Özellikle gençlerin hayatlarında son derece önemli olan futbol maçlarıyla ilgili Balcıoğlu, gözlemlerini şu cümlelerle aktarıyor:
"Takım tutarken uzun boylu düşünüp taşınıp karar verilmez. Bu öyle bir şeydir ki, ömür boyu bağlılığa dönüşür. Bir partiye, bir insana bağlı kalsak, onu desteklesek, sonra o kişi bizi hayal kırıklığına uğratsa, inanç ve güvenimiz sarsılır başka bir partiyi destekleriz. Taraftarlıkta öyle olmuyor, takım yenmese bile, kişi kendisini başka bir takımın kucağına atmıyor." 

 
    Kişilerin tuttukları takımda kendi kimliklerini bulduklarını, güvenlerinin arttığını ve geleceğe umudunu taşıdığını ifade eden Balcıoğlu, seyircilerin herşeyden önce psikolojik, sosyolojik yapısının, ekonomik durumu ve eğitim düzeyinin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. Balcıoğlu, taraftarının kişilik özelliğiyle ilgili şunu söylüyor: "Futbolda üstünlük mücadelesi, 'üstün olma' yenme iddiası, yenilmeme azmi, biz-ötekiler ikiliği işin tabiatında vardır. Tuttuğu takımla kimliğini bulma, özdeşleşme, futbol ile doruğa çıkıyor." 

   Peki tribünleri dolduran fanatiklerin psikolojik durumları nedir..?
   
Psikopat Kişilik: Seyirciler arasında katı tutumlu, hemen zevk almak isteyen sorumluluk hissi duymayan, tekrarlanan uyarı ve cezalara rağmen davranışlarını düzeltmeyen kişilerdir.
   
Aatisosyal Kişilik: Bu kişilerin başları daima belaya girer, deneyim ve cezalardan ders çıkarmasını bilmezler, bir kimseye saygıyı sürdüremezler. Toplum kurallarına uymayı reddederler.
   
Sosyopat Kişilik: Maçı efendice, rahatça, başkalarını rahatsız etmeden izleyemezler. Devamlı küfreder, çevresini tahrik eder, karşı takıma ve taraftarlarına hakaret yağdırırlar.
   
Kışkırtıcı Tipler: Küçük bir sebep onlarda heyecan gösterilerine sebep olur. Dikkat çekici uygunsuz davranışlar gösterirler. Çabuk arkadaşlık kurarlar ama bu ilişkilerini kendi çıkarları için kullanmak isterler. Kolayca inanırlar, yargılamaları sağlam temeller üzerine kurulmamıştır.
   
Telkin Altında Kalanlar: Bu insanlar günlük ihtiyaçlarının giderilmesinde eksiklik gösterirler. Karşılaştıkları güçlüklere yapıcı bir çözüm bulmazlar. Çevrenin desteğine ihtiyaç duyarlar. Güçlü kişilik yapısı oluşmamıştır. Destek gördükleri kişilere bağımlılık gösterirler. 


   Bütün bu saptamalardan sonra şunu ifade etmek isterim ki; bahis konusu futbol severler değil, futbol fanatikleridir. Fanatizmin sosyal pisikolojisi burada tartışılamayacak kadar derin bir konu. Son derbiden sonra olan olaylarda, bir insan hayatının kaybedilmesi, bu filmi anımsattı bana....

   Filmde Harvard’ta gazetecilik okuyan Matt, oda arkadaşına ait uyuşturucu kendi yatağında bulununca okuldan atılır. İngiliz bir adamla evlenmiş ablasının yanına İngiltere’ye taşınmak zorunda kalan Matt, eniştesinin West Ham United fanatiği kardeşi Ben ile takılmaya başlar.


   Futbol konusunda en ufak bir bilgisi olmayan yumuşak başlı Matt kendini West Ham United taraftar grubu GSE (Green Street Elite) nin içinde bulur. Ben ve arkadaşlarıyla maçlara gitmeye, kavgalara karışmaya başlayan Matt, bunca zamandır içinde biriktirdiği şiddeti dışa vuracak ve kendini anlamsız bir fanatikliğin içinde bulacaktır.

   Bayan bir yönetmenden, futbolun artık yalnızca futbol olmadığına dair sarsıcı bir dram. 6.9 puan verdiğim, futbolun kalbinin attığı İngiltere’de giderek artmaya başlayan holiganlığı, vandalizmi ve fanatizmi en sert biçimde ortaya koyan Yeşil Sokak Holiganları, Milwall ve West Ham United klüpleri arasındaki rekabete dair de güzel sekanslar barındırıyor.

   Rekabeti anlamak, sonuçlarını içe sindirebilmek fanatizmi köreltecek en iyi çözümdür. Sonuçta fanatizm insanın duygularına hakim olamayışı neticesinde ortaya çıkan bir dışa vurumdur.Bunu tetikleyen her sebebe sağduyu ile yaklaştığımız sürece yenebilir ve futbolun keyfine rakiplerimizle biralarımızı tokuşturarak hepbirlikte varabiliriz.. 

Edit: OvErUyUz

Kaynaklar ve alıntılar: milliyet.com.tr, donusumkonagi.net, wikipedia.org, psikoloji.gen.tr, izlebizle.net, biltek.tubitak.gov.tr/gelisim/psikoloji, aktuelpsikoloji.com, Prof. Dr. İbrahim Balcıoğlu, teşekkür ederiz..

 FRAGMAN





Yeşil Sokak Holiganları, Green Street Hooligans
(Türkçe Dublaj Full Tek Parça İzle)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...